Bütün toplumsal cinsiyet kimliklerinin özgürleştiği bir toplum için savaşıyoruz!
Almanya ve diğer ülkelerde, Rojava ve bütün özerk bölgelerde, tüm dünyada. Bu yüzden 25 Kasım kadın*a yönelik şiddetle mücadele gününde başlatacağımız “Birlikte Mücadele! Özyönetim ve özerklik için” isimli feminist kampanyaya çağrı yapıyoruz.
Tabandan demokrasi, özerklik ve özyönetim…
…bunlar bizim için ütopya değil, somut özgürleştirici adımlardır, bu adımları kendi toplumumuzda beraber atmak istiyoruz. Kapitalizm ve patriyarka; bizler birlikte hareket ederken rekabet, ayrışma ve iktidar hırsı şeklinde yüzünü gösteriyor. İşte tam da bu sebepten bunlar cinsiyetçi baskının kaynaklarıdır diyoruz. Bunları alt etmek için aramızda ağlar kurmalı, kendimizi eğitmeli, örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz.
Avrupa’da yaşanan sağa doğru kayma, geleneksel toplumsal cinsiyet ve aile rollerinin derinleşmesine ivme kazandırıyor. Kürtaj hakkı gibi birçok kazanılmış hak geri alınmaya çalışılıyor. Özellikle parlamento ve kamusal alanda yürütülen tartışmalarda muhafazakarlar ve (yeni) sağ güçler buna zemin sunuyor.
Onların gözünde kadın ve erkek dışındaki cinsiyet kimlikleri var olamıyor. Buna rağmen bize hep hiç bir zaman olmadığımız kadar özgür olduğumuzu söylüyorlar. Kadın şirket müdürleri gibi sahte özgürlükler bizim istediğimiz şey değil. Başkalarını ezen mekanizmalara katılım bizim için özgürlük değil. Demokratik özerklik içerisinde kendi hayatımızı tayin edebildiğimiz gerçekten özgür bir toplum istiyoruz. Bizim için demokratik özerklik, bir yerde yaşayan insanların birbiriyle tartışarak kararlar alabildiği tabandan demokrasi anlamına geliyor. Böylelikle farklılıkların güzelliği ortaya çıkabilir. Bazen şu anda dahi bunun örneklerini hayatlarımızda görebiliyoruz. Derinden bir değişimi, ancak ırkçılık, kapitalizm gibi baskı mekanizmalarının patriyarka ile olan bağlantısını anladığımızda ve bunların hepsine karşı birlikte mücadele ettiğimizde başarabiliriz.
Erkek egemen koşullarla mücadele etmek için,
Kürt kadın* hareketi Rojava/Kuzey Suriye’deki devrimde öncü bir rol üstleniyor. Bu bölgede öz yönetime dayalı bir model yaratılıyor. Bu model cinsiyet özgürlükçü, ekolojik, tabana dayalı bir demokrasi üzerine kurulu. Otonom feminist örgütlenme, kadın*ların kökenine, dinine bakmaksızın her birinin kendini güçlendirmesi, bağımsız yaşaması ve erkek egemen koşullara karşı mücadele etmesini sağlıyor.
Kadın*ların öz-savunma güçlerine dair imajlar Avrupa’ya kadar ulaşıyor, bizlere güç ve cesaret veriyor. Kadınların, toplumun devrimini savunuyorlar. Ve savunacak çok şey var: kendini güçlendirme eylemi olarak ‘Jinwar’ adında bir köy kuruluyor. Burada yalnızca kadınlar* ve çocuklar kendi hayatını, okullarını, kliniklerini inşa ediyor. Elde edeceğimiz bütün bağışlar doğrudan bu projeye aktarılacak.
Ağ kurma, eğitim, örgütlenme ve birlikte mücadele
Kürt kadın* hareketinin deneyimlerini ve analizlerini, Alman veya Avrupa feminist mücadelesi ile birleştirmek istiyoruz.
Toplumun özgürleşmesi yolunda adımlar atmak ve kendimiz hangi projeleri verimli bir şekilde gerçekleştirebiliriz görmek için.
Kendimizi güçlendirmek; kendimizi tarihsel ve günümüzdeki şartlarla ilgili olarak bilgilendirmek, zihniyet anlamında ve fiziksel anlamda saldırılardan korumak ve gündelik hayatımızda gerçekten kendi hayatımız üzerinde söz sahibi olmak anlamına geliyor.
Alternatifleri birlikte arayalım, birbirimizden öğrenelim ve birbirimizin yanında olalım!
Önümüzdeki haftalarda ve aylarda tartışmak, kendimizi eğitmek, sokaklara çıkmak, mücadele etmek ve kahkaha atmak istiyoruz,
Sizinle beraber!
Sizinle tanışmak için sabırsızlanıyoruz!
Kadın Yaşam Özgürlük!
Jin Jiyan Azadi!